AZİZİM BİLAL….


HAYATIN İÇİNDEN

Etrafınızda herhangi birilerine…

“Kendinizden biraz bahseder misiniz?

“Nasıl bir insansınız?”

Tarzında birkaç soru sorduğunuzda nasıl bir cevap alırsınız?

Muhtemelen, arkadaşlarının hakkında çok sevecen, çalışkan, dürüst, özverili, ekip çalışmasına yatkın vs. olduğundan bahisle güzel şeyler düşündüklerini söyleyecektir.

Sohbeti biraz ilerlettiğinizde ise;

İhtiraslarını aklının ve beyninin bin karış üstünde tuttuklarını…

Kendilerini gerçekte olduklarından daha farklı ve üstün gösterdiklerini…

Yeteneksizliklerini ve beceriksizliklerini çok iyi gizlediklerini…

Kendilerini olduklarından farklı gösterme çabası içinde olduklarını…

Kendilerini kendilerinin dahi yeterince tanıyamadıklarını…

Abarttıkça abarttıklarını anlar, hissedersiniz…

**

Bunları neden yazdım?

Okuyunca anlayacaksınız…

**

Bilal Müldür…

İçimizden biri…

Bilal’i de diğer arkadaşlarım gibi Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği Genel Müdürlüğü’nde yaptığımız mesaiden tanırım.

Çalışkan bir personel…

Yani, işinde gücünde olan yüzlerce İnsan Kaynağından biri…

**

Dün hatırını sormak için telefon açtım, biraz sohbet ettik…

Geçtiğimiz Cuma günü itibariyle emeklilik işlemleri için gerekli belgeleri imzaladığını ve Ocak ayı sonu itibariyle yani Çarşamba günü mesai bitiminde kurumdan ayrılacağını söyledi.

**

Emeklilik dediğinde…

Geçmişe, Genel Müdürlükte çalıştığımız günlere gittim…

Ben, Bilal Müldür, Celal Sorgunlu, Yakup Türköz, Ahmet Kemal Çanakçı ve şu an kim olduklarını hatırlayamadığım birkaç arkadaşımızla daha öğle yemeği sonrası buluşur Genel Müdürlüğün hemen altında Tarım Kredi Spor’un işlettiği lokalde batak (kâğıt oyunu) oynardık…

Oyun sonunda eğer Bilal kaybetmişse inceden takılır “KEKLİĞİM” bugün hesaplar yine sende derdim…

Kızmazdı. Zaman zaman onun da bana takıldığı anlar olurdu.

İkimizin de birbirimize üzecek ne bir sözümüz ne de bir tavrımız olmadı.

İkimizin de yüreğimizde birbirimize karşı beslediğimiz sevgimizden zerrei miskal kadar eksilme de olmadı.

Çünkü sonuçta bu bir oyun, bir eğlence, hoşça bir vakit geçirmekti bizler için…

Buna ne aşırı bir ciddiyet yüklemeye ne de insanın birbirini incitecek, birbirinden uzaklaştıracak sözlere gerek yoktu…

 

**

Bilal istisnai kadrodan çalışıyordu.

Yani bedensel engelliydi.

Bu engelinin yakın akraba evliliklerine bağlı veya doğuştan DNA’da meydana gelen bir mutasyondan sonucu mu yoksa büyüme çağında geçirdiği bir rahatsızlığa bağlı uygulanan iğne veya ilaç tedavisinin yol açtığı bir deformasyon muydu?

Sormadım!

Soramadım!

Merak da etmedim!

Bilal benim için önce insandı…

Ve her insan gibi onun da hisleri, duyguları vardı…

**

Sonra;

Düşünen…

Üreten ama bahane üretmeyen…

Kaçmayan…

Katılımcı çalışan…

Asla abartmayan…

Özelliklerinin ve yeteneklerinin farkında olan…

Neyi bildiğini veya bilmediğini algılayabilen…

Yapabildiklerini ve yapamadıklarını açıkça konuşabilen…

Dizginleyemediği aşağılık kompleksleri olmayan…

İnançlarını ve değerlerini çok iyi savunan…

Milli ve siyasi düşüncesini ikna edici bir şekilde ortaya koyan…

Ekonomik, sosyal ve kültürel ortamlara rahatlıkla uyum sağlayan…

Cümleleri düzgün kuran…

Tane tane konuşan…

Ve en önemlisi kendini çok iyi yakından tanıyan ve çok rahat ifade edebilen…

Bir mesai arkadaşıydı Bilal benim için…

**

Bilal…

Kendini böyle yarattığı ve normal olma şansı vermediği için Allaha;

Kendini böyle kabul etmeyen insancıklara;

Kendine ayrımcılık tanınıp, önüme avantajlar sermedikleri için kurumuna;

Neden böyle bir hayatı olduğu için de kaderine isyan etmedi…

**

Bilal’i inancının ve imanın bir ölçüsü olarak;

Hep kendiyle süper barışık,

Sabır ve sebat sahibi,

Hayatın rengini yakalamış,

Gerçeklerle yüzleşebilecek kadar cesur ve yürekli,

Hayatta herşeyin ama herşeyin insanlar için olduğunun farkında olan,

Mutlu bir engelli olarak gördük, sevdik…

**

Başka ne diyebilirim diye düşünüyorum da;

Güle güle Bilal’im…

Güle güle Kekliğim…

Güle güle sosyal medyanın “Aziz” insanı…

Seninle dün nasıl iş arkadaşı ve kardeş olarak yan yana durmuşsak…

Bugün ve yarında kardeş ve dava arkadaşı olarak omuz omuza olacağız…

**

SEVDİĞİM SÖZLER

Ne oldum değil, ne olacağım demeli.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.