BUGÜN 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ


YAŞAMIN İÇİNDEN

Dünyanın birçok ülkesi ile birlikte ülkemizde de coşku ile kutlanan 8 Mart Dünya Kadınlar haftası nedeni ile, S.HANİFE BAYÜKAYDIN ın  bu özel günle ilgili duygularını siz değerli okurlarımızla paylaşmak istedik;

”Hocam; bugün konulu yazı kaleme almamı istediğinde; “aman hocam, konu kadınlar olursa, bende derin olur, ağır olur kelimeler” dedim. ” Olsun, sen dilediğin gibi özgürce yaz” dedi.
Yazalım bakalım.. Yüreğimizden neler çağlıyor, sağanak sağanak?
Kadın olmak nedir?
Bir kere 35′ ine yeni girmiş bir bayan olarak farkında değilim desem inanırmısınız?
Neydi kadın olmak?
Ezilen, hor görülen, toplumun hep madur tarafının yegane temsilcisi mi?
Sırtından sopa, karnından sıpa eksiltilmemesi gereken bir canlı türü mü?
Seksi kıyafetler giyip dikkat ceken bir vitrin mi?
Bakışında koca kainatı saklarken bile karşı cinse davetiye çıkaran bir cazibe merkezi mi?
Erkek cinsinin anası mı, bacısı mı, kızı mı?
Elinin kiri mi yoksa?
Toplum olarak kadını nereye koyuyoruz?
Hayatımla ilgili radikal bir karar verdiğim dönemde, desteğine sığındığım devlet kurumunda bir çok hikaye, bir çok kadınla tanıştım!
Her biri kozasıyla sığındığı bu limandan “ayakları yere sağlam basan, eli ekmek tutan, kimseye müdanası olmayacak güçlü kadınlar olarak ayrılmayı düşlüyordu. Fakat ne yazık ki bu bir düştü! Ve bir çok düş gerçek olamıyordu işte!.
Kimi kendisini güçsüz hissedip, onun tenine, hayallerine, kararlarına hükmeden güce yenik düşüyordu. Ve aciz bir şekilde dayak yiyeceğini, aldatılacağını bile bile “cehennemim” dediği küçük dünyasına geri dönüyordu.
Kimi sevgi açlığı yaşıyordu. Ve bunun yeni farkına varmıştı! ” Çok güzelsin” diyen bir ses! Sımsıcak bir gülüş, şefkat dolu bir dokunuş, bu kadınların ayaklarını yerden kesiyor, ve en kötüsü de hayat ile olan bağlarını kökünden kaparıyordu!
Nasıl mı?
Şöyle ki; yaşadığı zulümden, evlatlarını kanatlarının altına alıp huzura, özgürlüğe kaçan bu kadınlar, kozalarından tek başlarına çıkıyorlardı. Üstelik bir kelebek olarak. Bir günlük hevese, bir anlık heyecana bütün değerlerinden vazgeçiyorlardı..
Bunları örneklemek gerekirse; burada sayfalar dolusu yazmam gerek… Siz tahmin edin.. Medyada karşılaştığımız vahim sonuçlar içerisinde!..
Ben şahit olduğum tabloyu sessizce izliyordum..
Niyetim temiz, hedefim belliydi.. Mutluluk!..
Fakat her şeyden önce ben bir anneydim! Üzerimde 3 insanın sorumluluğu vardı. Evet buraya üzerime ve kanatlarıma örülü büyük bir kozayla gelmiştim! Fakat benim kelebek olmak gibi bir hayalim yoktu. Kozasına bürünmüş hayatımın varacağı değişmez sonuçtu zaten kelebek olmak!..Rengarenk kanatlarımla gökyüzünde bir günlüğüne süzüm süzüm süzülmek..
Fakat, küçük hedeflerim yoktu benim. Küçük heveslerle işim olmazdı. Benim büyük hedefim vardı.
Toplumun içerisinde boşanmış bir kadın olarak var olmak, bana yıpratıcı unsurlar yükleyecekti!. Tanistigim, merhaba dedigim her insan, tartışmasız her insan kendince beklenti içine girecekti!
Karşılaştığım her olayı değişmeyen çizgim ve dikte ettiğim değerlerimle karşıladım!
Zamanla dış kabuğumun sertleştiğini ve kırıcı değil, kesici bir incelikle sivrildiğimi fark ettim.
Ve kaderimin bana “mutlu olmayı” değil ” güçlü olmayı” biçtiğini fark ettim!
Aptal kadınlar mıydı mutlu olan?
Gözü, kulağı, kalbi gerçeklere kapalı olan!
Geceyi, gğndüzü, fırtınayı,ayazı,boranı fark etmeyen!
Sahi varmıydı öyle kadınlar?
Olmasını temenni ederim. Olsun be!. Az da olsa olsun! Mutlu olsun kadınlar..
Hayatın yükünü omuzlarsın, evin geçimi, çocukların her türlü sorumluluğu, günlük koşuşturmaca ve ağlayan gönlü saklayan, bir cesur gülüş takarsın her an yüzüne..
Konuşmaların içinden kelimeleri cımbızla çekersin, beklersin doğrumu tahmin ettim diye!.
Ve hiç yanılmazsın maalesef!
Neyse..!!!
Öyle işte!
Zordur kadın olmak!
Fakat kimse bize nasıl bir kadın olacağımızı öğretemez. Onu biz yetiştiririz içimizde!.. Nasıl bir kadın olacağımıza biz karar veririz.
Ben kararımı vermiştim!.
Ben bu kozaları sıyırıp attığımda bir kelebek değil “Anka Kuşu” olacaktım..
Yanacaktım..
Yakacaklardı..
Ve ben her yanışın ardından küllerimden yeniden doğacak ve kendi sonsuzluğumda süzülecektim gayretle çırptığım kanatlarımla..
Beni bunalıma sürükleyecek ve depresyona sokacak bir çok olay yaşadım! Belki de antidepresanlara mahkum edilmiş bir hayatım olacaktı. Yüzünde hayat çizgileri çoğalmış, saçlarına erkenden karlar düşmüş, boş ve manasız bakan bir annenin yükünü omuzlayacaktım çocuklarımın omuzlarına! Zaten parçalanmışlığın içerisinde çırpınan bu küçük yürekler, hem yaşamın içinde sivrilmeye çalışacak, hem de benim gibi bir vakayla mı mücadele edeceklerdi.
Onlar benim yavrularımdı.
Ve ben ilk önce onların mutluluğu, huzuru ve yaşam kalitesi için çıkmıştım bu zorlu yola!..
Öyleyse önce ben mutlu olmalıydım. Onlara mutluluğu öğretmek için! Önce ben başarmalıydım. Onlara başarılı olmayı anlatmak değil, yaşatmaktı en verimli öğreti.
İsyankâr bir insan olmasam da, sessiz çığlıklarım vardı içimde!. Önce bu ağırlıklardan kurtulmalıydım!
Ve başladım seslenmeye..
Anneme.. Babama.. Kardeşime.. Sevenime.. Sevmeyenime.. Dostuma.. Düşmanıma..
Aldım kainatı kalbime, seslendim oradan herkese, her şeye..
Yetiştiğim dar dünyanın duvarlarına çarptı önce sesim. Baktım ön yargılar, yönlendirmelee, zanlar!.. Çevirdim rotamı ve beni bilmeyen tanımayan insanların olduğu bir platform oluşturdum..
Saygı duydum. Saygı bekledim.. Ve saygı gördüm..
Beni ben olarak tanımayan bu insanlar duygularıma kulak verdiler.. Beni DİNLEDİLER.. Ve ben içimdeki hüznü, kırgınlığı beklentiyi haykırdım örüntülenmiş dizelerde.. Duyduğum bir cümle, kalbime yerleşen ufacık bir his, şiirsel bir dans ile aktı gökyüzümden..
Şimdi bugün 2016 8 Mart Dünya Kadınlar Günü “bir el”, bana göre gökteki gücün yerdeki temsilcisi bir el destek olup “BİR KADIN” adıyla duygularımızı kitaplaştırdı.
Sevgili Kadınlar..
Benim dizelerimde ben yalnız değilim. Siz saklısınız her bir köşesinde.. Size ait parçalar var! Birlikte ağlayıp, güldüğümüz, umut ettiğimiz sevdiğimiz, özlediğimiz harmanlaşmış duygularımız var!..
Cesur olun bayanlar..
Eğer temiz ve sağlam niyetlerle, sizi yüceltecek hedefleriniz varsa; KORKMAYIN!..
Yılmayın, boyun eğmeyin!
Güçlü Kadın mı?
Mutlu Kadın mı?
Hangisi?
Mutlu kadın olun! Güçlü dünyayı doğuran da, büyüten de yine bir kadın değil mi zaten!..
O kadar çok şey varki değinmek ve burada ifade etmek istediğim. Fakat burada bitirmem gerek!
Sözümü BİR KADIN ismini verdiğim bir şiirimle tamamlamak istiyorum..
O anlatır, o haykırır size ne demek istediğimi!..
8 Mart Dünya Kadınlar Günümüz Kutlu Olsun..
Kendi dünyamızda her günümüz kıymetli ve huzur dolu olsun..
Sevgilerimle.

BİR KADIN!.
Bir kadın tanıdım!
Küçücük yüreğinde büyük umutları olan!
Zemherisinden çıkıp karanlık kışın
Aydınlık ve ılık bahara koşan!
Yüzünde hayatın çizgileri
Yüreğinde hüznü yaşanmışlıkların!

Bir kadın tanıdım!
Gönlünde muradı, dileklerin en güzeliyle…
Sığınmış her şerden sığınakların en güzeline..
İçinde hiç tükenmeyen bir ümitle
Açmış ellerini Rabbine, bekliyor duanın teşrifini!

Bir kadın tanıdım!
Anne!
Analık duygusuyla almış yavrularını kanatlarının altına!
Kurt, çakal dolu ormanda başı dik, alnı açık yürüyor korkusuzca..!
Avutmuyor o kendini, biliyor, görüyor Hakk’ın gerçeğini!
Belirlemiş tertemiz hedefini, ilerliyor adım adım tertemiz duygularla!

Bir kadın tanıdım!
Kimi zaman saflaşıp yenilse de duygularına
Yanılgıya düştüğünü anlayıp ,yüz çeviren yanlışlara…
Ne olursa olsun, geri adım atmayan bir daha asla!

Bir kadın tanıdım!
Her ne kadar sivrilse de sert kabuğuyla
Dolaşır yitik şehrin ıssız sokaklarında…
Umudun ve hayalin kardeş olduğu ufukta
Ağlarken ya da gülerken görürüm çocuksu yanlarıyla!

Bir kadın tanıdım!
Kula değil Hakk’a gebe!
Hayatın üzerine koyduğu sorumluluklar yük değil omuzlarına…
Ondan başka gidecek kapısı sığınacak limanı olmayan…
Ve bunun sonsuz saadetiyle mutluluk semalarında uçan…
Bir kadın…

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.