KADINA ŞİDDETE HAYIR


Sultan Hanife BÜYÜKAYDIN – 25 Kasım Dominik Cumhuriyeti’nde 1930-61 yıllarında diktatör Rafael Trujillo tarafından 1960’ta katledilen 3 kadın aktivist olan Mirabal kardeşler anısına BM tarafından “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü” olarak belirlendi.
“KADINA ŞİDDETE HAYIR” adı altında bir çok kişi duygularını dile getirdi. Bu konunun akademik muhataplarıda bilimsel tespitler ve bu bağlamda çözüm önerilerinde bulundular..

Bende bu ülke topraklarında yetişmiş bir kadınım. Kendi örf ananelerimizin dahilinde ailemin de koyduğu sınırlarda kadın olmanın artı eksi yanlarını yaşadım..
İçinde bulunduğum şu anda bir kadın olarak  kendi ruhuma yapılan saldırıları, hayatıma yapılan müdehaleleri değerlendirdim..

Kadın evlendiğinde eşinden, büyütürken çocuklarından ve içinde yaşadığı toplumdan bir şekilde şiddet görüyor..
Çocukluğunu yaşayamaması ayrı bir travma kadının bilinç altında!
Kucağında sarı saçlı bebeği ile evcilik oynaması gerekirken, ne olduğunu anlayamadığı bir döngü ile, çocukluktan ergenliğe adım attığı bir dönemde anne baba dışında yeni ve farklı otarite ile tanışması. Kayınvalide, kayınpeder ve koca disiplini altına girip neye uğradığını kestiremeden kendi canından bir can ile et kemik olması.. İnişli çıkışlı bir hayat ve buna paralel çocukluk, ergenlik ve gençliğe, devamında kadın olmanın sarp yokuşu..
Bu evrelerin sancısını ancak bunu yaşayan küçük kadınlar, acemi anneler bilir..

İşte bu noktada bir kadına ilk ve en ağır şiddeti ailesi uyguluyor..
Elinden kalemi alıp, süpürge verip koca bir evin tüm sorumluluğunu üstüne yükleyerek..
Çocukluk çağında yabancı insanların hayatına, bu seninde hayatın diye katarak..

Gök gürleyip şimşek çaktığında burnunda annesinin kokusunu hissedip anacığının kollarına koşmak isterken, bir erkeğe kadınlık etmekle yükümlü, ağlayan bebeğini sakinleştirmeye çalışan ve etrafındaki her insana bir kadın olmanın yüklediği misyonla hizmet etmek zorunda hisseden küçük bir beden, kocaman bir yürek!..
Şans tabii!
Tarladan karpuz seçemiyorsun ya! Kocanında iyisi var, kötüsü var.. Eğer kötüsüne denk geldiyseniz vay halinize!
Dayak, şiddet, baskı! Artık insan olduğunuzu bile unutursunuz..
Birileri gelin der, kocanız karım..  Eteğinizi çekiştiren çocuklar..!!!
Devletin çatısı altında kadın konuk evlerine sığınmış farklı hikayelerde bir çok kadın.. Binlerce şiddet mağduru kadın..
Kimi kürk mantosu ile, kimi yalın ayak kaçarak kurtarabildiği bir canı ile..
Ortak sıkıntı: Can güvenliği!
Bütün aşılması gereken sorunların önceliği bu!
“Yaşam hakkı elinden alınmaya çalışılan bir kadın!”
Kim tarafından?
Aynı yastığa baş koyduğu, bir ömür birlikte yaşamayı düşündüğü insan tarafından..
Kanatlarının altına yavrularını sıkıştırıp  daha güvenli bir hayata tutunan kadınlar..
Ve bu destekle hedeflediği istikamette, arzu ettiği güvenli özgürlüğe kavuşan çok az kadın..
Büyük çoğunluğu çaresizliği, cesaretsizlikle güçlendirip her şeyin daha iyi olacağı umuduyla, yalan vaadlere boyun eğip aynı karanlığa geri dönen kadınlar..
Ve.. En ufacık bir ilgide, sevgi açlığını fark edip, bu açlıkla evlatlarını ardında bırakan, tüm toplumsal değerleri gözardı edip kendini yeni karanlıklara düşüren kadınlar..
Şiddetten ve baskıdan kaçıp, gözalıcı özgürlük geçitinden kendini yeni uçurumlara salan kadınlar..
Kadına eş ve anne olarak kendi değerleri çerçevesinde  özgür olmayı yasaklarsan, kavuştuğu bu süper gücü nasıl kullanacağını bilemez.. Sonrasında da; ya yanlış bir evlilik daha, ya da fırsatçı simsarların tuzağına düşmek kadının önüne çıkan yol oluyor.
Bu noktada konuyu çocuklar noktasında ele alırsak işin içinden çıkmak pek mümkün olmaz. Zira her durumda da en ağır faturayı her zaman onlar ödüyor..
Kadına şiddet uygulayan bir erkeği yine bir kadın yetiştiriyor.
Kendisine yapılmasından hoşlanmayacağı bir davranışı hem cinsine uygulamaması yönünde itinalı bir öğreti yapılmıyor çocuklara anneler tarafından..
Hala dünyanın her ülkesinde eğitim ve ekonomik durumu ne olursa olsun kadınlar erkekler tarafından,fiziksel ve psikolojik şiddet görüyorlar..
Kadın her ne kadar kariyer yapmış olsa da efkeğin yanında zayıf kabul görüyor.
İşte erkek bu gücü nezaket ve saygı kavramından uzak kaba güç şeklinde kadınına sergilemeye devam ettiği sürece 2016 Yılında ” Kadına Siddete Hayır” gününü kutlarken, haber merkezlerinin servislerine, eşi tarafından sokakta bıçaklanarak öldürülen bir kadının haberi düşebilir..
Kadına şiddetin önlenebileceği ilk yer AİLE..
Okullarda kadının hayatımızdaki önemi ve kadına saygı temalı eğitimler verilebilir..
Aile Sağlığı Meekezlerindeki “Aile içi sevgi ve saygı” konulu rehabilite edici eğitim seminerlerine katılım zorunlu hale getirilebilinir.
Kadın konuk evlerine yerleşmiş kadınlara psikolojik destek sağlanıp, sosyo kültürel ve ekonomik anlamda güçlenmelerini sağlayacak eğitim ve kurslar verilebilir..
Aksi takdirde insanlık hangi zirveye ulaşırsa ulaşsın, kadına hak ettiği değeri veremeyecek acziyette kalacaktır..
Ve bu yara kanamaya devam edecek bunun bedelinide  çocuklarımız, gelecek neslimiz ödeyecektir..
Kadının cinsel istismara uğramasının önüne geçebilecek en birinci tedbir aile içindeki ahlaki değerler ve bu ölçüde verilen eğitimler..
Fiziki şiddete uğramasının önlenmesi için en geçerli tedbir bu konuda kendisine rehber edineceği Rol-Model bir baba!..
Yoksa dünya varolduğu sürece her yerden bir kadın çığlığı duymaya devam edeceğiz!..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.