RAMAZAN AYINI ANLAMAK, ORUCU İDRAK EDEBİLMEK…

İnsanlık tarihini incelediğinizde, yaşadığı çağın ve içinde bulunduğu şartların üzerinde oluşturduğu baskı ve korkulardan kurtulmak, iç huzuru yakalamak, manevi ferahlığa kavuşmak için insanın daima yüce bir varlığa inanma ihtiyacı hissettiğini görürsünüz. İnanıp-inanmama,  korku, mükâfat, ceza gibi dünyevî veya uhrevî mahiyette özendirici veya caydırıcı müeyyideler insanın yaratılışına has, içinde dâhili (Tümleşik- onbord) olan bir özelliktir.

**

“11 Ayın Sultanı” Ramazan ayına, Perşembe’yi Cuma’ya bağlayan 23 Nisan gecesi (bu gece)  tüm dünyayı tehdit eden Koronavirüs Covid-19 (Pandemi) salgını ve karantina uygulamaları gölgesinde giriyoruz.

**

Alınan onlarca tedbir ve konulan yasaklar çerçevesinde…

Bugün ilk kez, Müslümanlar olarak heyecandan uzak, buruk bir Ramazan alışverişi yaptık…

Bu gece ilk kez, cemaatle ibadetin yasaklandığı camilerde ezan sesleri yankılanırken, yatsı namazı ve akabinde teravih namazını evlerimizde tek başımıza kılacağız…

Bu gece ilk kez, aynı masa etrafında yan yana, diz dize oturmadan eşimizden, dostumuzdan, komşumuzdan, hısım ve akrabalarımızdan uzak ilk sahurumuzu yapacak, imsak vakti ile birlikte ilk orucumuza niyet edecek sabah namazını yine tek başımıza kılacağız…

Yarın ilk kez, pide kuyruklarına girmeyecek, kalabalık iftar sofralarında orucumuzu açamayacağız…

Bu Ramazanda ilk kez, hısım, akraba, eş, dost, arkadaş, konu-komşu, fakir-fukara, garip-gurabayı iftara davet edemeyecek ikramda bulunamayacağız…

Bu Ramazanda ilk kez, iftar çadırları kurulmayacak, ilk kez, kalabalık grupları bir araya getiren etkinlikler yapılmayacak…

Bu yıl ilk kez, salgın tehdidi nedeniyle birbirimizi kucaklamadan, tokalaşmadan, Ramazan Bayramını sosyal mesafelerimizi koruyarak kutlayacağız…

**

Ramazan, Hicri yani Kameri aylardan dokuzuncusunun ismi. Ramazan ayı, dinimizce yüce ve kutsal kabul edilen bir ay. Oruç tutmak, İslam’ın beş temel şartından biri.  Ramazan ayı girdiğinde bir ay süreyle oruç tutmak her mükellefe yani Allah’ın (C.C.) emir ve yasaklarından mesul olabilecek kabiliyete sahip, Allah’ın (C.C.) emir ve yasaklarını, dinî ibâdetleri yerine getirmekle vazifeli her bir Müslümanın üzerine farz olan bir ibadettir.

**

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav) şöyle buyurmuştur:

Allah-u Teâlâ buyurdu ki: “Âdemoğlunun işlediği her hayır iş kendisi içindir. Fakat oruç öyle değildir. Oruç sırf benim için yapılan bir ibadettir. Onun mükâfatını da ben veririm.”

Buna devamla Peygamberimiz şöyle buyurdu:

“Oruç bir kalkandır. Herhangi biriniz oruçlu olduğu zaman artık kötü söz ve fiil yapmasın. Düşmanlık da yapmasın. Eğer bir kimse ona söver yahut onunla dövüşürse, derhal: “Ben oruçlu kimseyim.” desin. Muhammed’in canı elinde olan Allah’a yemin ederim ki, oruçlunun ağzının kokusu Allah indinde misk kokusundan daha hoş ve daha temizdir. Oruçlunun sevinip neşeleneceği iki sevinci vardır. Birisi iftar vaktinde orucu bozduğu zaman, öbürü de Rabbine kavuştuğu zaman orucun mükâfatı ile sevinir. (Ebu Hüreyre hazretlerinden nakledilmiştir. Buhâri, savm:9; Müslim, sıyam:164, Ebu Davud, savm:25)

**

Eğer Ramazan ayının ruhunu anlayabilir, maneviyatını kavrayabilir, bedenin mahrumiyetine tahammül edebilirsek oruç ibadeti insan fıtratına uygun, manevi mükâfatı kat be kat fazla olan, inanan insan için etkili bir ibadettir. 

**

Birçoğumuz, gerek yaşadığı sağlık problemleri sebebiyle, gerek ağır çalışma şartları ve dahası üretecekleri çeşitli bahanelerle oruç ibadetinden uzak duracak.

**

Yukarıda rivayet edilen hadisten anlaşılacağı üzere oruç ibadeti, Allah (CC) ile kulu arasında özel bir iletişim bağı, manevi bir sırdır.

**

Oruç bir yanıyla bedeni diğer yanıyla imanı bir ibadettir…

Oruç, sadece imsak vakti ile akşam vakti arasına sıkıştırılmış, yeme ve içme fiillerinden uzak kalınarak yapılan, yalnızca ağıza tutturulan bir ibadet değildir.

Oruç, kalpten başlayıp tüm uzuvların kontrol altına alındığı maddi ve manevi bir disiplin şeklidir.

**

Bırakalım her vatandaş, her Müslüman, her insan Ramazan ayını nasıl anlamlandırıyorsa öyle yaşasın, öyle ibadet etsin…

**

Eğer cüzi irademizle yetkimizi aşar, manevi iklimimizi bozacak alanlarda volta atmaya kalkarsak…

Getirdiğimiz Kelime-i şehadet’i anlamaktan uzaklaşır…

Kıldığımız namaz eğilip kalkmaktan…

Verdiğimiz zekât psikolojik bir tatminden

Tuttuğumuz oruç aç kalmaktan…

Yaptığımız hac ibadeti turistik bir seyahatten…

Öte gitmez…

**

Velhasılıkelam…

Ramazanı anlamak için önce İslamı tanımak, insan ve ilmihalini anlamak gerekir…

Orucu imani olarak tam anlamıyla, kurallarıyla tutarsak bir anlamı olur…

**

Öfkelenerek, Sinirlenerek, Kalp kırarak, Dedikodu yaparak tuttuğunuz orucu sakatlamayın…

**

Orucunuzu bütün samimiyetinizle tutun, ahiret bohçanızı doldurmaya, Allah’tan (C.C.) kıldığınız namazlarınızı, yaptığınız ibadetlerinizi kabul etmesini ve dünya genelindeki bu salgın karşısında insanlığı koruması ve biran önce son bulması için dua edin…